Sanatseverlerin oyları kime?

author

BURHAN ŞEŞEN

[email protected]

2021.11.05 09:27

Uruguay’ın eski Devlet Başkanı Jose Mujica özet olarak “Pepe”nin belgeselini bir kez daha izledim geçen gün. Birleşik Milletler Genel Kurulu’nda konuşma yaparken, traktörü ile tarlayı sürerken, Uruguay halkına seslenirken, gerilla dönemlerini anlatırken… Tümü birbirinden etkileyiciydi lakin beni en çok çarpan eşiyle birlikte bir restoranda içkilerini yudumlarken diz dize tango dinlemeleri ve şarkıya eşlik etmeleri oldu.

Pepe’nin de hayatında eminim ki siyaset en başköşeye oturmuştur. Ayrıca kendi halkının, keza dünya halklarının sömürülmemesi, bir arada rahatlık içinde fakat basit bir şekilde yaşamaları, kalıcı bir sosyalizm için kurşunlar yerken, hapislerde yatarken bir yanlamasına da o bu dünyada “ölümlü” olduğumuzun ayırdında, fazla farklı bir politikacı portresi çizdi başkanlığı döneminde. Ayrıca çiçek yetiştirdi, ayrıca ateşli konuşmalar yaptı, ayrıca emperyalizme kafa tuttu keza de küçücük vosvosuyla Montevideo sokaklarında dolaştı. Uruguay halkının idolü olan Pepe, eşi ve bununla birlikte yoldaşı Lucia Topolansky ile el ele bizlere dayatılan tüketime dayalı bu hayat tarzına kendi yaşama biçimiyle çok hoş bir ders verdi.

YAŞAMANIN ZORLUĞU

Konuşmalarından birinde “Sizi seçen ekseriyet nasıl yaşıyorsa böylece yaşamalısınız” dedi. Şiire, edebiyata, müziğe yakın biri Pepe. Gösterişe, protokole, globalleşmeye ise uzakta. Siyaset onun için insanları mutluluğa götürebilmek için bir araç. Bu yolculukta daima seçilebilmek için yalan yok, boş vaatler değil, yönlendirme değil. Çok isterdim onun başkanlığı döneminde Uruguay’da edinmek. Zira altmış yıllık ömrümde şahit olduğum müdürün öğretmene, şefin memura, çavuşun erbaşa, erkeğin kadına yaptığı bu hiyerarşik sadizmden gına geldi. Bu güzelim ülkeyi esnaf mantığıyla yönetmeye çalışan düşünebilme yetisinden mahrum idarecilerden gına geldi. Kendi sığ hayat biçimlerine uymayan her davranışı ayıp ya da günah sözcüklerine sığınarak karalamaya çalışan her türlü insandan gına geldi. Yaşamak niye bu dek kuvvet bu ülkede? Sadece idareli olarak yok. Niye milyonlarca insan adı konulmamış, kanunda yer almayan ayrıntılarıyla keyfi yasaklarla yaşatılmaya çalışılıyor? Niye örf ve adetler, yetkiden gelen usulsüzlükler yasaların üzerinde? Niye Osman Kavala hapiste? Niye Grup Yorum konser yapamıyor? Niye hâlâ bir diploma bulunamıyor? Niye kayyum belediyeler görgüsüzce makam odalarını donatıyor? Niye ibadete bile onlarca araç ve yüzlerce korumayla gidiliyor? Niye kadın cinayetlerini önleyemiyoruz? Niye İstanbul Sözleşmesi’nden çıktık? Niye birkaçı dışarıda bakanların eşlerini herhangi bir resepsiyonda göremiyoruz? Niye TRT’ye çıkamayan yasaklı sanatçılar var? Niye niye niye…

SİYASİLER BİZE BORÇLU

AKP İktidarı döneminde her geçen gün yaşadıklarımıza şaşırarak bu değin da olmaz dedirten uygulamalarla usulsüzlüklerle karşılaştık. Kaybettikleri bir İstanbul seçiminin akşamında bile tamamen manipülasyona karşın yangından mülk kaçırır gibi astıkları “Teşekkür Ederim İstanbul” afişleriyle uyandık. Bunları dile getirdiğimiz vakit da ya PKK sempatizanı ya da FETÖ’cü olmakla suçlandık, gaye gösterildik. Biz sanatla uğraşanların bu ülke halkına çok büyük borcumuz var. Bizi bu günlere getirdikleri için. Fakat halkımızın da, siyasilerin de bize koskocoman borcu var. Bu üç jurnal dünyayı yaptıklarımızla güzelleştirmeye çalıştığımız için. Önümüzdeki seçim döneminde programına öncelikli olarak kültür ve sanatı bölge, sanatçıların sorunlarını masaya yatıran, telif haklarına aklıselim, sanatçısıyla kavga etmeyen, mahkemelik olmayan, onların özgürce üretmesine yardım olan, bir iktidar hepimizin özlemi. Hangi parti bunu göz önünde bulundurursa müzisyeninden, şairine, yönetmeninden oyucusuna dek binlerce sanatçının desteğini alacaktır. Ama daha da önemlisi sanatçısına sahip meydana çıkan milyonlarca sanatseverin de seçimi bu yönde olacaktır.

Yorum yapın