Filigranlı insan

author

RAHMİ ÖĞDÜL

[email protected]

2021.11.05 09:35

Süre bundan böyle daima bağbozumlarını gösteriyor. Bağların durmadan bozulduğu çağdayız. Bir bağlamın içine kurulmuş, mevcut bağlara eklenerek toplumsal kasıt ve kişiliğini yapı etmiş olanların, bağlamın bozulmasıyla birlikte kimliksiz hiç kimseler olarak yeryüzüne çil yavrusu gibi dağıldıkları zamanlar. Bağbozumu sözcüğü bundan böyle bize üzüm bağlarının bozulduğu şenlikli zamanlarını hatırlatmıyor, aksine bir afet tablosu içindeyiz. Birbirine bağlanmanın ve bağlanarak bir bağlam oluşturmanın hayatta kalmak için ne denli manâlı olduğunu herkes bilir. Bağlam, insanın ilişkilerini, dolayısıyla kendini ürettiği bir maddesel etraf da olabilir, hayatını manalı kılacak zihinsel bir ortam da. Her ikisi de birbirini besler ve birbirlerini üretir. Ve herkes yine bilir ki bir bağlam zor yapı edilir ve yıkımı da bir o kadar kolaydır. Dikkatle kurduğunuz ya da dâhil olduğunuz bir dost bağlamı, akılsız bir davranışla, bir sözle kolaylıkla yıkılabilir. Ve yine binlerce yılda, yeryüzü unsurlarının birlikte dokudukları doğal bir bağlam, kapitalistlerin paraya endeksli eylemleriyle darmadağın edilebilir. Savaşlarla, ekolojik yıkımlarla bağlamların yerinden edildiği ve bağlamından koparılmış bedenlerin para akışlarıyla sürüklendiği afet çağındayız. Kurumuş akarsu yataklarına resmileşmiş olanların, doğal afet dedikleri su taşkınlarıyla yerinden edilmelerine, para taşkınlarıyla yerinden edilmeler eşlik ediyor. Bağbozumları hız kesmeden devam ediyor.

***

Böylesi bir afet çağında daima birlikte yatay bağlar kurabilmek ve iktidarların bağlarını bozduğumuz hasat şenliklerinde daima beraber şarabi eşkıyalara dönüşebilmek artık hayallerimizi süslüyor. Bağlam, bir dokumadır, ilişki iplikleriyle dokunmuş bir tekstil ürünü. Batı dillerindeki karşılığı ‘context’, aracısız tekstile, dokumaya gönderme yapıyor. Latince, ‘con’(birlikte) ve ‘texere’(dokumak) sözcüklerinden müteşekkil ‘contextus’, birlikle dokunmuş aramak. Ve canlı cansız her varlık fazla sayıda liften oluşmuş bir ipliktir ve birlikte birbirlerini dokuyarak kendi bağlamlarını icat etmişlerdir. Doğada sayısız bağlam vardır; varlıkların yerleştikleri ortama ve aralarında dokudukları ilişkilere tarafından değişiklik gösterirler. Ve fazla değişik doğal bağlamlara kurulmuş insan topluluklarının kültürleri de tekrar bağlamlarıyla birlikte çeşitlenir ve farklılaşır. Yeryüzünün bağlamlarından koparılmış ve yapay bir bağlama yerleştirilmiş insan topluluklarının kültürleri ise birbirlerine aşırı benziyor. Bağlam değiştirdiğinizi düşünüp dünyanın herhangi bir coğrafyasındaki bir AVM’yi ziyaret ettiğinizde bağlamın değişmediğini fark etmişsinizdir. Bağlamın iplikleri paranın akışlarıyla dokunduğundan beri her yerin kumaşı birbirine benziyor. Ve insan denilen kumaş da artık para akışlarıyla dokunuyor. Hasat şenliklerini unutun, bundan böyle para şenlikleri düzenleniyor.

***

Para şenlikleri, bağlamların yapı edilir edilmez yıkıldığı ve insanın paranın dıştan başka hiçbir şeye tutunamadığı şenliklerdir. Dolayısıyla her yer festival mekânıdır. Kadim karnavallarda olduğu gibi, mevcut hiyerarşiler alaşağı edilir, her şey değerini yitirebilir ama layık yitirmeyen tek şey paradır. Bir para birimi değerinde yitirse, bir diğeri vardır. İnsanı yere, yeryüzüne bağlayan bağların çabuk yıkıldığı ve para akışlarıyla suni bağlamların yaratıldığı afet çağında paranın dıştan her şeyden vazgeçilebilir, paradan asla. Suni bağlamlar yıkılıp baştan kurulurken insan denilen hayat biçiminden geriye doğru, paranın biçimlendirdiği filigranlı bir form kalmıştır. Bu formun dokusunda paranın filigranları vardır. Ve bir insanın sahte olup olmadığı çakmak için ışığa tutup bakmanız gerekir. Yeryüzünün lifleriyle dokunmuş, filigransız bedenler insandan sayılmıyor.

Her tümce bir bağlamdır ve sözcüklerin anlamları içlerine yerleştikleri cümleler tarafından belirlenir. İnsan, paralı cümlelerin içine hapsolmuş, anlamını artık para akışları belirliyor. Oysa çok eskiden insanın anlamını içine yerleştiği yeryüzü belirliyordu ve yeryüzünde hareket ettikçe bağlamı da, anlamı da değişiyordu. Bundan Böyle bağlam değişmiyor; ne düşünürse düşünsün, nasıl eylerse eylesin, dokusu ve anlamı para taşkınlarıyla biçimleniyor. İnsan artık yeryüzünde yaşamıyor, kambiyo işlemine dönüşmüştür.

Yorum yapın