CHP’li Girgin: Tek adam rejimi sınıfsal gaddarlık rejimidir

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda söz bölge CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, “Tek adam rejimi, işçi sınıfına, emeğiyle geçinen herkese yönelik bir sınıfsal zulüm rejimidir” dedi.

CHP'li Girgin: Tek adam rejimi sınıfsal gaddarlık rejimidir

CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki konuşmasında, “Bir sürü rakam konuşuyoruz. Bir sürü programdan bahsediyoruz. Fakat bütün bu teknik tartışmalar, afili hedefler, ucube tek adam rejiminin sınıfsal gaddarlığını örten bir tül işlevi görüyor. Tek adam rejimi, emekçi sınıfına, emeğiyle geçinen herkese yönelik bir sınıfsal işkence rejimidir. Açığa meydana çıkan hakiki şudur: İktidar yardım edilmiş yoksullar istiyor. Yardım edilmiş yoksullar olacak ki sosyal politikalar siyasi rant devşirmenin aracı olacak” dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Çalışma ve Sosyal Emniyet Bakanlığı’nın bütçesi üzerine görüşmeler sürüyor. Komisyonda laf alan Süleyman Girgin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın nehir simit hesabını anımsatarak, şunları söyledi:

“DERE SİMİT HESABI YAPARAK İKTİDARA GELDİNİZ, ŞİMDİ BU HESABIN ALTINDA EZİLİYORSUNUZ”

“İşçilerin gözü önümüzdeki ay yapılacak en az ödenti görüşmelerinde. Zamanında, genel başkanınızın minimum ücret için çay simit hesabı vardı. Madem sizin kullandığınız hesap bu, bugüne uyarlayalım. Bugün, 1 simit 3 lira,1 nehir 2,5 lira ve 5 şahsiyet bir aile sadece simit ve dere ile öğününü geçirse 2 bin 475 lira yapıyor. Minimum ücretin neti 2 bin 825 lira. Elde kalıyor 350 lira. Bu parayla kirasını mı ödesin, yakıt mı alsın, çocuklarının mektep masraflarını mı karşılasın? Dere simit hesabı yaparak iktidara geldiniz, acilen bu hesabın aşağıda eziliyorsunuz. Acımasız yönetiminiz, işçiye bir kadeh çayla bir simidi bile değer görmüyor.

“BU MU PİK YAPAN EKONOMİNİZ”

Kömür deseniz, bir aylık alın teri bir ton kömür etmiyor. Bir ton kömür, 3 bin 200 lira. En Az ödenti, 2 bin 825 lira. Kara kış kapıda. Oysa minimum ücretli, ısınsa aç kalacak; aç kalmasa donacak. Bu mu ‘pik yapan’ ekonominiz sizin?

Burası fakir bir ülke olsa, kaynak kıtlığı olsa bazı şeylere ‘seçim değil, mecburiyet’ diyebiliriz. Lakin bütçede yalnızca faize dışarı giden paralarla, sadece hazine garantili ihalelere peşkeş çekilen kaynaklarla, uçucu 128 milyar dolarla geçinemeyen milyonların ekmeğini bir parça büyütecek düzenlemeler yapabilirdiniz. Yapmadınız.

“ÜLKEMİZ TAM BİR ASGARİ ÜCRETLİLER TOPLUMU”

Örnek mi? Asgari ücretin ücret dışı bırakılması konusu. Mevcut duruma bakalım; ülkemiz tam bir asgari ücretliler toplumu. Yunanistan ile Çekya’da asgari ücret civarında çalışanların oranı yüzde 4. Bizde ise yüzde 57. Bu oran, AB ortalamasının 6,5 katından fazla. O nedenle en düşük vergi, ülkemizde milyonları ilgilendiren ortalama aidat haline geldi.

“YAPACAĞINIZ BU BÜTÇEDE HARAMZADELERİN BÜTÇESİDİR”

Pandeminin başından beri, ‘hiç olmazsa pandemi baştan başa en az ücretten yapılan 751 liralık kesintiler toplamını devlet karşılasın, minimum ücretliye verilen bu para bakkala, esnafa, terziye de gelir olur. Emeğiyle geçinenler bir nebze rahatlar’ dedik. Buna, ‘kaynak değil’ diyerek bu komisyonda verdiğimiz önergeleri reddettiniz. Madem kaynak değil, define garantili ihalelere yılda 4,5 milyar dolar, bugünün kuruyla 44 milyar liraya niçin kefil oluyorsunuz? Madem kaynak değil, vergi harcaması adı aşağıda büyük şirketlerin borcunu niye siliyorsunuz? Madem kaynak değil, para transferinde yüzde 30 ücret alacağımız ödenti cennetlerinin listesini neden açıklamıyorsunuz. Nedeni çok açık, her ne değin Sayın Bakan sunumunda emek övgüsü yapmış olsa da iktidar, faizci anapara ve rant sahiplerinin iktidarıdır. Yapacağınız bütçe de haramzadelerin bütçesidir.

“NEREYE ELİMİZİ ATSAK ÇALIŞMA YAŞAMI TEL TEL DÖKÜLÜYOR”

Türkiye’deki 15 buçuk milyon işçinin yüzde 14’ü sendikalı, toplu sözleşme yapabilen oranı fazla daha az. Grev yasakları mı? AKP döneminde 17 grev bahanelerle yasaklandı. ‘Doğaüstü hali bunun için kullanıyoruz’ diye övündünüz. Mobing mi? Amaç baskısından nedeniyle ne yazık oysa intihar eden bankacılara şahit olduk. EYT’liler mi? 5 milyona yakın EYT’li mezarda emekli olmamak için mücadele ediyor. Asgari ücretin altına mahkum edilen emekliler mi? ‘Amasız fakatsız kadro’ sözüne karşın yalancı kadroya mahkum edilen taşeron işçiler mi? Nereye elimizi atsak çalışma yaşamı tel tel dökülüyor.

“İKTİDAR YARDIM EDİLMİŞ YOKSULLAR İSTİYOR”

Bir sürü rakam konuşuyoruz. Bir sürü programdan bahsediyoruz. Ancak tüm bu teknik tartışmalar, afili hedefler ucube tek adam rejiminin sınıfsal gaddarlığını örten bir tül işlevi görüyor. Tek adam rejimi, emekçi sınıfına, emeğiyle geçinen herkese yönelik bir sınıfsal cefa rejimidir. Açığa çıkan reel şudur: İktidar yardım edilmiş yoksullar istiyor. Biz ise yoksulluğu ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Yardım edilmiş yoksullar olacak fakat sosyal politikalar, siyasi rant devşirmenin arabulucu olacak. Yardım edilmiş yoksullar olacak oysa uluslararası tekellere ucuzdan da ucuz emek gücümüz pazarlanacak.

“İŞÇİ SINIFI TEK ADAM REJİMİNİ DEMOKRATİK YOLLARLA TARİHİN TOZLU RAFLARINA HAVALE EDECEKTİR”

Bu cendere kırılacaktır. Bu rejimin yarattığı tahribattan en çok hasar gören, 3 kör kuruş için emeği sömürülen milyonların mücadelesi, sizin gaddarlığınızı daha alçak edecektir. Ve fazla yok birincil seçimde işçi sınıfı, tek adam rejimini demokratik yollarla tarihin tozlu raflarına havale edecektir.”

Yorum yapın