20. Eğitim Şûrası, MEB ve CHP

author

ÜNAL ÖZMEN

[email protected]

2021.11.05 06:52

20. Eğitim Şûrası’nın Eğitimde Fırsat Eşitliği tema başlığında toplanıyor olması eğitimde eşitsizlik gibi bir sorunumuz olduğunu gösteriyor! Kabinenin eğitimden sorumlu üyesi “Şûra Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde gerçekleşecek.” dediğine tarafından apaçık çözülmesi gereken bir eşitsizlik olduğunu Erdoğan da görmüş olmalı. Bu bir itiraf mıdır, değil yan. Eğitim şûralarının Erdoğan döneminde danışılmak için değil de alınmış kararlara meşruiyet kazandırılmak için toplandığı göz önüne alındığında kimi operasyonel kararlara bu başlık aşağı “tavsiye” alınacağını varsayım edebiliriz.

Eğitimdeki eşitsizliği genel olarak özel okullar görünür ülkü getiriyor. Fiyat istikrarsızlığı beş market zincire yüklendiği gibi eğitimde fırsat eşitsizliği de birkaç özel mektep zincirine fatura edilebilir. Böyle bir çıkış, piyasanın elini eğitimden sürüklemek anlamında yorumlanmalı, Erdoğan’ın, başarısızlığın kendi haricen nedeni olarak göstereceği faillere ve yoksulların hoşuna gidecek çıkışlara ihtiyacı var. Aksi halde aklı başında hiçbir politikacı iktidarının 20. yılında 20’ncisini düzenlediği şûraya fırsat eşitliği temalı bir başlık koymaz. Bunca sene ne halt ettiniz deneceğini bilir.

Bir lahza için eğitimdeki fırsat eşitsizliğini gidermenin iktidarın son bakanına kaldığını onun da eşitliği sağlamak için arayışa girdiğini, şûrayı ufkunu açacak düşünceleri bulmak için düzenlediğini düşünelim: Bu durumda şûra herhalde önce eşitsizliğin görüldüğü alanları sonradan da eşitsizliğe yol açan nedenlerin saptanması ile işe başlayacaktır. Varsayalım ancak şura içten ve yerinde tespitlerde bulundu. Örneğin eşitsizliğin cinsiyet, ailenin kazanç durumu, bölgenin eğitim altyapısı, çocuğun eğitim yaşına gelene kadarki yaşantısı, engellilik durumu, sınıfsal konumu, kültürü, milliyeti, dili, inancı gibi yapı bir veya birçok nedenden kaynaklandığını rapor etti. İktidarın 20 yılda çözmek bir yandan derinleştirdiği bu sorunlardan birini dahi bir bürokratın ortadan kaldırmaya gücü yeter mi?

Eşitsizliği yaratanlar, eşitsizliğe çözüm bulamazlar deyip kestirip atmak varken nasihat kararını alıp işe koyulduklarını varsayalım; MEB’in eşitsizliği, eşitsizliğin ana kaynağı adaletsizliği giderecek araçları nelerdir? Yok! MEB’in elindeki tek araç, her öğrenciyi benzer forma giymeye zorlayacak bir genelge çıkarmaktır. Eşitlik ve hak, bir alanda uygulanan değişik tarafta gözden çıkarılan birşey değildir: İşsizliğe, kazanç dağılımındaki adaletsizliğe, rekabete son vermeden; insanları diline, kültürüne, inancına, cinsiyetine, milliyetine göre ayırmaktan vazgeçmeden eğitimde denklik oysa ‘Yarından itibaren erkek öğrenciler turkuaz gömlek, kızlar turkuaz etek giyecek’ denilerek sağlanabilir.

İktidarın 20 takvim eğitim pratiği, eşitlik kavramını yerle yeksan etti. Hele Eğitim Bakanlığı; öğretmenlerin istihdam ve statülerinde, mektep yöneticilerinin tayininde, müfettiş alımında; il, ilçe ve bakanlık teşkilatına yönetici belirlemede, öğrencilerin mektep ve ders seçiminde başvurduğu yöntemlerle eşitlik kavramını çocukların gözünde bile kirletti. Kendi çabalarıyla tatmin edici puanı almalarına rağmen istediği okul türüne yerleşme fırsatını çocuklara kullandırmayaraksın, benzer şekilde yöneticilik fırsatını yakalamış öğretmenleri mülakatta eleyeceksin, hiçbir uygulamanda adil davranmayacaksın sonradan kalkıp denklik ilkesine uymayan kadronla öğrencilerde gördüğün eşitsizliği ortadan kaldırmaya çalışacaksın!

20. Şûra’da “Mesleki Eğitimin İyileştirilmesi” ile “Öğretmenlerin Mesleki Gelişimi” de ele alınacakmış! Kaçıncı defa biliyor musunuz? Mürekkebi kurumuş eski şûra kararlarını saymazsak öğretmenlik, 19. Şûra’da “Hoca Niteliğinin Artırılması”; 18. Şûra’da da “Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı ve Mesleki Gelişimi” başlıklarıyla ele alınmıştı. Mesleki eğitim kaç şûra’nın konusuydu dersiz, 1946’dan beri!

Sen, ben, bizim oğlan şûrası

Kabinenin eğitimden sorumlu üyesi Mahmut Özer, 20. Eğitim Şûrası’nın basın duyurusuna şöyle bir cümleyle başlıyor “Millî Eğitim Bakanlığının ‘en yüksek danışma kurulu’ olarak tanımlanan Millî Eğitim Şûrası toplanıyor.”

Ne çağırmak “tanımlanan”?

Şûranın danışma kurulu olduğunu Millî Eğitim Şûrası Yönetmeliği söylüyor.

“MADDE 5 – Şûra; Bakanlığın en yüksek danışma kuruludur.”

Mahmut Özer yönetmeliğin dilini kullanmayarak ‘Ben yok siz pek tanımıyorsunuz’ demeye getiriyor.

Kibirden mi, azıcık.

Lakin ana niçin şûrayı danışma organı olarak görmüyor olması. Hileli da sayılmaz; 2010’da yapılan yönetmelik değişikliği ile şûra danışma organı olmaktan çıkarıldı; katılımlı şûra geleneğine son verilerek şûralar sen, ben, bizim erkek çocuk kulübüne dönüştürüldü. Artık şûraların bakanlık dışından üyesi değil.

Bir Zamanlar, yani 2010’dan önceki şûraların bakanlık birimleri dışından üyeleri şunlardı:

● Coğrafî bölgeler dikkate alınarak Şura Genel Sekreterliğince belirlenen 20 hoca ile 10 emekli öğretmen,

Yükseköğretim Kurum ve Kuruluşlarından: Yükseköğretim Kurulu’nca seçilen: 2 Yükseköğretim Kurulu Üyesi, 10 Üniversite Rektörü (Biri özel üniversitelerden), eğitim bilimleri, eğitim, teknik ve meslekî eğitim fakültelerinden 10 dekan, 10 öğretim üyesi, eğitim fakülteleri dışındaki fakültelerden seçilen 15 öğretim üyesi,

Diğer Kurum ve Kuruluşlardan: Devlet Plânlama Teşkilâtı Sosyal Plânlama Genel Müdürlüğüne alt bir Daire Başkanı ile 5 eğitim uzmanı, okulu yer alan bakanlıklarca görevlendirilecek eğitimle ilgili ikişer delege, Genelkurmay Başkanlığından iki temsilci, Milli Emniyet Kurulu Genel Sekreterliği temsilcisi, TRT Genel Müdürlüğü, Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğünden birer vekil, Tübitak, Devlet İstatistik Enstitüsü, Türk Standartları Enstitüsü, Define ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı, Atom Enerjisi Kurumu, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ve Ulusal Prodüktivite Merkezinden birer temsilci, Ankara, İstanbul, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanlıkları ile Anadolu Basın Birliği Genel Başkanlığından birer vekil.

Bakan göre gösteri edilecek üyeler: Milli Eğitim eski bakanları, Diyanet İşleri Başkanı, Devlet Personel Başkanı, Çevre Bakanlığı Müsteşarı ve Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanı, Daha önce asaleten Bakanlık müsteşarlığı ile Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulunanlar, Millet kurumu niteliğindeki iş kuruluşları, sendikalar ve öteki halk, özel kurum ve kuruluşlarından en çok otuz üye, Gündemdeki konularla ilgili meslekten ya da meslek dışından en fazla otuz aza, Talim ve Nezaket Kurutu eski Üyeleri.

Müşahit olarak katılacaklar: Türk Cumhuriyetleri ve Türk topluluklarından, ulus ve özel kurum ve kuruluşlarından, UNESCO Türkiye Ulusal Komisyonundan ve vatandaşlar arasından müşahit olarak davet edilenler…

Mevcut yönetmeliğin şûra genel komite üyelerini atama eden ilgili maddesi ise şöyle:

Tabii üyeler: Türkiye Büyük Ahali Meclisi Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve üyeleri,

(ve bakanın isterse ağırlama ettiği lakin etmediği)

● Konuk üyeler.

CHP 20. Şûra’ya hazırlanıyor

Yürütme yetkisine sahip kabine üyesinin danışma ve karar organı olarak tanımadığı şûrayı CHP dışında tanıyan yok. CHP, şûra başlıkları konusunda görüşlerini elde etmek için il temsilcileriyle bölge toplantıları düzenliyor. CHP’nin şûranın konularını gündemine alması iktidarın planına meşruiyet kazandırmaktan başka bir işe haylaz. CHP parti politikası istiyorsa kendi belirlediği konu başlıklarıyla bunu yapabilir. Kaldı ancak CHP’nin eğitime dair yeterince çalışması da var elinde. Neden hemen, neden onların gündemiyle… Anlaşılması Mümkün gibi değil.

Yakın tarihli bir yazımda, iktidarı devralma hazırlığındaki muhalefetin, tek tek ortaya çıktığında sorunu ifade etmek yerine bir tamamen eğitimi nasıl ele alacaklarını şimdiden açıklamaları gerekiyor demiştim. Öyle ya şoför kardeşimiz muhalefetin sorunlarının nasıl çözüleceğini biliyorsa, 46 milyon ebeveynin de çocuklarının eğitim sorununun hangi yöntemle çözüleceğini bilmesi gerekiyor. İktidarın gündemiyle düşünmek çözümün işaretini vermez. Bize en azından dinin modern eğitim içindeki yeri ve eğitimin ticarileşmesi hakkında ne düşündüklerini söylemeleri gerekiyor.

Eğitim, başından beri bu iktidarın en kuvvetsiz yanı oldu. Başarılı olmaları olası değildi, muhtemel değildi çünkü İslamcılıkla çağdaş eğitim yapılamaz. Senelerdir eğitimin başlı başına siyaset yapılacak bir alan olduğunu, muhalefetin buradan bir dil, politika geliştirmesi gerektiğini söyledik fakat anlatamadık. Gelinen noktada iktidara hazırlanması gereken CHP’yi şûraya hazırlanırken buluyoruz. İslamcının eğitim anlayışı ve pratiği eleştirilmez, onun kendi içinde bir tutarlılığı vardır. Eleştiri onları meşrulaştırır. O nedenle CHP şûra dersine ayrıntılarıyla çalışsa, AKP’nin teptiği fırsatları gösterip yüksek sesle dillendirse bile bundan faydalanan iktidar olacaktır.

Yorum yapın